Ana Menü

x

Kimler Online

Şuanda 5 konuk çevrimiçi

Tasarım ve uygulama
SiteGround web hosting  
Gündem
BİLİMİN TARTIŞILMAZ DORUĞU KARL MARKS VE BAKUNİNCİLİĞİN ÇÖKÜŞÜ
Köşe yazıları - İbrahim Gezici
 Soyutlama yeteneği kaybedildiği andan itibaren teori gerçekleştirme yeteneği de kaybedilir. Politik üretme ve üretilen temel-tali politikalar doğrultusunda sınıf hareketi olma, bizim en ciddi sorunlarımızdandır. Sınıf hareketi olunamadığı zaman, bunun nedenleri üzerine analiz yapılır, politikaların doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılır. Politika üretmede sorun varsa, teorinizin ne kadar doğru ya da yanlış olduğunu tartışmak durumundasınız. Keza biri, diğerinin gerçekleşme nedeni olarak vuku bulur.

                                                                                            ****

Eski dünya da doğaya dair us üç aşağı beş yukarı bir birlerine benzerlikler arz ediyordu. “Doğadaki her şey özünde tanrısaldır.” (Aristoteles) Dolaysıyla bu us toplum ve doğayı özünde aynı şey olarak görüyor ve Teolojik bir perspektif ile sorunu irdeliyordu.

 Daha sonra madde bilinç, doğa insan ilişkisi ayrışmaya, yeni tanımlamalarla farklı ussal yaklaşımların doğuşunu sahne oldu. İnsanın gerçek yaşam süreciyle ilişkisi, insanın doğa ve toplum ile olan tanımlamasının yansımasından başka bir şey olarak tanımlanamazdı. Hiç şüphesiz ki insan, doğanın bir parçası ama doğanın kendisi değildir. “Nesnel dünyanın pratik üretimi, inorganik doğanın işlenmesi, bilinçli bir varlık türü olarak insanın varoluşunun tanıtlandığı yerdir... İnsan, ilk defa nesnel dünyayı işlemesinde kendini gösterir... Bu işlem yoluyla, doğa, insanın yapıtı ve onun gerçekliği olarak görünür.” (Marx). Doğa insanın yapıtı ve onun gerçekliği olmasa idi Nehre bakan bir ayının nehri tıpkı bir insan gibi tanımlaması, suyun hangi moleküllerden oluştuğunu, rengi, sıcaklık derecesi, akış hızı, geçtiği topraklara etkileri vb. noktalarda bir çıkarsama yapması gerekirdi. Fakat bu çıkarsamayı kendinden şeyin bir parçası olan ayıdan beklemek yerine kendisi için şey olan, yaptığı eylemi tasarlayan insandan beklemekten daha normal bir şey olamaz.

 
Kamuoyuna zorunlu bir açıklama: Yazar İbrahim Gezici faşist odaklar tarafından tehdit edildi.
DKÖ - Basından Bildirileri & Duyurular
 

23 Temmuz gecesi saat 3.50 sularında gizli bir numarayla yazar İbrahim Gezici’nin cep telefonunu arayan kimliği belirsiz kişiler ilkin kendilerini İbrahim Gezici’nin eski iş arkadaşı olarak tanıttılar. Ardından arabalarının benzini bittiğini verilen sokak adresinden kendilerini alıp en yakın petrol istasyonuna götürmesini istediler. İbrahim Gezici’nin anlatımlarına göre, "bir anlık uyku sersemliği ile gelip alacağımı söyledim, akabinde evde cep telefonun hattı iyi çekmediği için telefon kapandı. Birkaç saniye sonra gizli numaradan tekrar arandım. O anda kendime geldim ve bu durumun normal olmadığını anladım. Telefonu açıp sordum, numaranı neden göstermiyorsun? Ayrıca senin ismini anımsayamadım, dedim. İlk arayan kişi ile ikinci arayan kişi farklıydı. İkinci kişiyle konuştuğumda sen kimsin deminki kişi değilsin diyince hemen telefonu ilk arayan kişiye verdi. Karşıda ki ses, ısrarla eski iş arkadaşım olduğunu ve vermiş olduğu bir sokak adresine benim gelmemi istiyordu. Tekrar adını ve nereli olduğunu sordum, Türkiyeli olduğunu söyledi. Ortak çalıştığımız iş yerinin adını sordum (çünkü verdiği isimde benim bir iş arkadaşım yoktu, ama arayan kişi daha önce ne işte çalıştığımı biliyordu), bu andan itibaren hakaret, aşağılıkça küfür ve tehdit yöneltti. Görüşümce gecenin en ıssız saatinde amaçları bir tuzakla beni evden çıkarmaktı. Son günlerde Kürt halkına yönelik başlatılan organize linç kampanyalarının olduğunu biliyoruz ve 23 Temmuz gecesi yaşanan bu durumu “iyi niyetli” bir yaklaşım olarak değerlendirmiyorum. Bu tuzağı karanların Türk kontrgerillası mı yoksa yerel faşist odaklar mı olduğunu netleştiremedik. Fakat gecenin en karanlık anında karanlık bir plan içinde olunduğu açık. "  İbrahim Gezici bundan sonra başına bir şey gelmesi durumunda  her halükarda Türk devleti ya da onun yurtdışında ki faşist uzantılarının sorumlu olacağını (keza devrimcilere ve Kürtlere karşı provokasyon bizzat Başbakan R. T. Erdoğan’ın kışkırtmasıyla start almıştır) belirterek devrimci, demokrat ve yurtsever aydınların benzer tuzaklara düşmemesi ve bu anlamda daha çok uyanık ve duyarlı davranmak gerektiği üzerine dikkat çekti. Yazar’ın son yazmış olduğu “Yeni Şifre Aykırı Tezler” isimli kitabı bulunmakta.

Devrimci Tavır Net

www.devrimcitavir.net

 
DİK DURAN AYKIRI İNSAN(LAR)[*]
Köşe yazıları - Temel Demirer
 

 

“Artık yapar gibi yapmak değil,

gerçekten yapmak söz konusu.”[1]

 

Horatius’un, “In vitium ducit culpae fuga/ Kusur korkusuyla suç işliyoruz,” sözleriyle betimlenen tiranlık koşullarında, dik duran aykırı insan(lık)ın, yeniden ve bir kez daha en büyük gereksinimimiz olduğu kanısındayım.

Evet, evet dik duran aykırı insan(lık)a muhtacız yine; hem de “Ben gidince hüzünler bırakırım/ Bu senin yaşadığındır...” diyen Edip Cansever’in, “Güç iştir çünkü bir tarihî insan gibi yaşamak/ Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir,” dizelerindeki üzere…

* * * * *

Dik duran aykırı insan(lık)” dedim; siz de buna “boyalı kuş”, “beyaz karga” veya “aykırı” da diyebilirsiz…

Ornitologlara göre, bir karga sürüsünün içine, aynı sürüye ait beyaza boyanmış bir karga bırakıldığında, diğer kargalar tarafından derhâl imha edilmekte ya da sürünün dışına atılmaktadır. Benzer duruma diğer hayvan sürülerinde de rastlanılmaktadır ki, bu davranış biçimi genelde sürüye özgüdür. İnsan(lık) da sürüleştirildiğinde, benzer durumlar görülür.

 
'AB ölüm kalım savaşı veriyor' – 'ABD yeni bir küresel mali krize koşuyor'- Ergin Yıldızoğlu
DKÖ - Basından Bildirileri & Duyurular


Dört yıl (2007’yi baz alırsak), toplam 12 trilyon doları bulan kurtarma paketleri... Hâlâ uluslararası gazetelerin yorumcularında, yukarıda aktardığım türden saptamalara rastlıyoruz. Bu kriz bir türlü bitmiyor!

Nasıl bitsin? ABD ve AB borç krizine karşı öyle politikalar uygulamaya çalışıyorlar ki başarırlarsa depresyon, başaramazlarsa yinedepresyon...

Çılgın mı bunlar neden böyle yapıyorlar? Evet çılgınlar ama, bu çılgınlığın arkasında bir mantık var: Sınıf savaşı Uluslararası mali sermaye en gerici siyasetçiler üzerinden tüm diğer sınıflara savaş açmış durumda...

Sınıf savaşından bahsettim diye kimi okuyucular, yine kırmızı damarı tutmuş diye düşünebilirler. Kesinlikle haklılar, krizle mücadele etmek adına alınan önlemleri düşündükçe... Hiç abartmıyorum. Gelin ABD’nin yeni bir küresel mali krize koşma sürecine bakarak başlayalım.

 
Tangoya ritim tutmak
Köşe yazıları - Emrah Cilasun

Yapısal değişiklikten geçmekte olan Türkiye, seçim sonrası değişimin sancılarını yaşıyor. Devlet aktörlerinin tümü parlamentoda, karşılıklı birbirlerini rehin almış durumdalar. Aktörlerin her biri bu geçici “kriz”i, pazarlık masasında güçlü bir ele sahip olmak için tahvile çevirmeye çalışıyor.  
Fakat batısında Yunanistan’ın ekonomik ve güneyinde de Suriye’nin siyasi krizi tarafından ablukaya alınan AKP hükümetinin fazla zamanı yok. Uzlaşmak için elini çabuk tutmak zorunda. Aksi takdirde sıcak paranın Türkiye piyasalarından çekilmesi; PKK’nin kendisine başka bölgesel ittifaklar araması ve savaşı tekrar başlatması halinde AKP hükümetinin bir sene bile dayanamayacağı, bütün yorumcuların ortak kanısı.
Bütün toz dumana rağmen Türk hâkim sınıflarının yeni temsilcisi AKP’nin, ama öyle ama böyle Kürt burjuvalarının ve ağalarının yeni temsilcisi PKK ile uzlaşması uzak bir olasılık değildir. Özellikle PKK ve genel olarak Kürt burjuvazisi bu uzlaşmaya son derece açıktır. Murat Karayılan’ın, Hasan Cemal’e verdiği mülakatta altını çizdiğim noktalar, söz konusu uzlaşmanın hangi iktisadi ve siyasi sebeplerden ötürü her iki ulusun burjuvazisi için gerekli olduğunu açık seçik ortaya koymaktadır. Okuyalım:

 
ABD'nin yeni Ortadoğu'su; KARADENİZ-Halkın Günlüğü Gazete-Ahmet Hacalişi K
Baş Yazılar - Devrimci Demokrasi

1853 senesinde müttefik devletler İngiltere, Fransa, Piyemote-Sardinya, Osmanlı ile çarlık Rusya’sı arasında Kırım savaşı yapıldı. Bu savaş, Akdeniz ve doğu Avrupa’da çarlık Rusya’sının yayılmacı politikaları nedeniyle çıkarları tehlikeye giren Batı’nın ilk kez Rusya’ya açtığı savaştı. Karadeniz tarih boyunca jeostratejik konumu sebebiyle büyük güçlerin iştah kabartan çekim merkezi oldu. Osmanlı’nın 300 senelik kapalı denizi Karadeniz, enerji mücadelesinin öne çıktığı 21’inci yüzyılda da önemini arttırarak korumakta.
2006 senesinden itibaren ortaya çıkan bazı belirtiler eski Doğu Blok’u lideri Rusya ile ABD elebaşılığındaki emperyalizm arasında kılıçların kınından çekildiğine dair öngörüleri doğruluyor. Bir yanda ABD’nin Rusya’yı çeşitli bölgelerden kuşatmaya yönelik faaliyetleri yoğunlaşırken diğer yandan bundan rahatsızlık duyan Rus yetkililer ise askeri faaliyetlerini artırarak ABD’yi tehdit etmekten geri durmuyor. ABD’nin eski Doğu Blok’u ülkelerindeki etkinliğinin artması, Polonya ve Çek cumhuriyetinin füzesavar sistemlerini topraklarına kabul etmesi, Romanya, Bulgaristan ve Gürcistan’ın topraklarında ABD’ye üs vermesi Rusya’yı ciddi anlamda rahatsız ediyor. Ancak bunlardan çok daha fazla huzursuz eden ise ABD’nin Karadeniz üzerindeki emellerinden vazgeçmemesi.

 
Ayaklanma sırası kimde?
Baş Yazılar - Atılım

 IMF ve Avrupa Merkez Bankası (ABM) dayattı, Papandreu liderliğindeki PASOK Hükümeti saldırı paketini onayladı. Sokak çatışmalarıyla geçen iki günlük grevin ardından sokaklar şimdilik sakin. Fakat, şimdilik. Sintagma Meydanı, daha şimdiden direnişin yeni Tahrir'idir. Yunan işçi ve emekçileri, gençleri artık dünyanın bütün ezilenleri için direnmeyi sürdürecek.

2008 dünya ekonomik krizi ve sonrası gelişmeler, kapitalizmin çözümsüzlüğünün yanında, emperyalist küreselleşme sürecinde burjuva kapitalist sistemin ekonomik ve siyasi işleyişini de herkes için görünür hale getirdi. Kriz, sistemin o süslü örtülerini bir anda atıverdi. Her şey açık ve herkesin gözünün önünde yapılıyor.

Emperyalist mali oligarşinin sözcüsü olarak IMF'nin dayatmaları, Osmanlı'nın son dönemindeki Duyun-i Umumiye İdaresinin yönetiminden farksız. “Kurtarma kredisi” ancak, alınacak sıkı saldırı tedbirlerine bağlı. Parlamentoda onaylanan saldırı paketi, Yunanistan maliyesinin yönetiminin IMF'ye devrinden başka bir anlama gelmiyor. Yunanistan artık IMF'in himayesi altında. Ulusal egemenlik ve bağımsızlık üzerine söylenen gevezelikler artık burjuva sınıfın gündeminde bile değil. Burjuva devletlerin 'bağımsızlığı', biçimsel olarak bile geçersiz. Hükümette kim olursa olsun, bu dayatmaların gereğine göre hareket edecek.

 
Düzenin siyasal krizi ve Kürt sorunu
Baş Yazılar - Kızıl Bayrak

Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesi ile KCK davası tutuklusu olan seçilmiş vekillerin tahliye edilmemesi “yemin krizi” adı verilen siyasal krizin temeli oldu. BDP’nin, Hatip Dicle ve KCK tutuklusu vekiller için birçok hukuki girişimde bulunmasına rağmen şimdiye kadar hiçbirinden sonuç alabilmiş değil. Bunun için Kürt hareketinin tüm siyasal özneleri Hatip Dicle’nin gaspedilen vekilliği iade edilene ve diğer KCK tutuklusu vekillerin meclise girmesinin yolu açılana kadar meclisi boykot etmekte kararlı.

Kürt hareketi haklı olarak Hatip Dicle ve diğer KCK tutuklusu vekillere yönelik yasağı, bir tür terbiye operasyonu olarak değerlendirmekte ve buna karşı büyük bir öfke duymaktadır. Daha büyük bir öfke ise bizzat Kürt halkı şahsında açığa çıkmaktadır.

 
ŞİİR(LER) VE ŞAİR(LERİ) BURADA, YA SİZ…
Köşe yazıları - Temel Demirer
 

 

“Gümüştür ozanın sözü,

susması altın değildir.”1

 

“Yakın yıllara dek devlet şiiri tehlikeli bulur, yargılar, şairleri cezalandırmak, sindirmek için çaba gösterirdi. Günümüzde ise bu tavrından uzaklaşmış görünüyor. Bu süre içinde ne değişti? Şairler artık ‘uslu’ şiirler mi yazıyor? Rahatsız eden, ‘suç işleyen’ şiire ne oldu?’ Baştan söyleyeyim, en güzel yanıtı Memet Fuat, ‘Şiir düşmanlarını içinde taşıyor,’ diyerek vermiş…”2

* * * * *

Tam bu noktada Ceyhun Atıf Kansu’nun, “Şiir yazılan toplumdan asla umut kesilmez” deyişini; Can Yücel’in, “Şiir bir çalar saattir/ Dakik/ Tam zamanında çalan./ Zırvasız / Ve zartasız, zurtasız...” haykırışını anımsıyorum...

Sonra da Ahmet Telli’nin şu sarsıcı satırlarını:

“Yıllar önce bir sevgilim vardı. Ben mi onu terketmiştim, yoksa o mu beni? Bunun şimdi önemi yok. Ama o, ayrılırken, “sen ömrün boyunca devrimci şair olmaktan kurtulamayacaksın” demişti bana. Yüzündeki yangın, gözlerindeki hâre, edâsındaki diklenme hâlâ gözümün önündedir. O, bu sözleriyle beni küçültmeye hatta aşağılamaya çalışıyordu. Hem beni hem de yazdıklarımı değersizleştirme niyetiyle söylenen bu sözlere karşı o gün ne söyledim, bunun da önemi yok şimdi. Yıllar akıp giderken komünist oluşum nedeniyle yazdıklarımı yüceltenlere de, komünist oluşum nedeniyle yazdıklarımı sanat dışına itmeye çalışanlara da, hep Oğuz Atay’ın romanındaki o bilinen sözleri bir kez daha söylemek isterdim: Ben buradayım, ya siz!..

 
Gazze, Yunanistan Hükümetinin Hayırseverliğini Reddediyor
DKÖ - Basından Bildirileri & Duyurular

14 Temmuz 2011


Aşağıdaki mektup 12 Temmuz tarihinde Yunanistan hükümetine yollandı. Mektup, Gazze halkının sadaka değil, özgürlük ve onurlu bir yaşam sürme hakkı dahil insan haklarına saygı istediğini açık açık anlatıyor. Görünüşe bakılırsa çağrılarına kulak asılmadı, dün Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Delavekouras, Yunanistan hükümetinin – Gazze halkına hakları olan özgürlüklerini elde etmeleri için yardım etmek yerine – sınırlı insani yardımı Gazze halkına ulaştırma yönündeki “cömert teklifini” yineledi.

Bizler Gazze'deki Filistin sivil toplumunun üyeleri, hükümetinizin 2. Özgürlük Filosu'nun İsrail'in suç teşkil eden ablukasına karşı koymak amacıyla en büyük açık hava hapishanesine - Gazze Şeridi’ne – doğru yol almasını engellemek için attığı adımları izlemekteyiz. İsrail'in Gazze'yi kuşatması, bizi birçok insanın bir hak olarak gördüğü şeylerden, her şeyden önce seyahat özgürlüğümüzden mahrum bırakmaktadır. Özgürce seyahat edemediğimiz için yeterli sağlık hizmeti veya eğitim olanakları aramamız mümkün değil. İşgal altındaki [Filistin] toprakların diğer parçalarındaki ve yurtdışındaki ailelerimizle ilişkimiz kesilmiş durumda ve bizi Gazze'de ziyaret etmeleri için insanları davet etmemize izin verilmiyor. Siz şimdi bu kısıtlamayı ana misyonları bizimle dayanışmak olan insanlara getiriyorsunuz.

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 42